Haber İhbar!  |  Reklam  |  İletişim
FİRMA REHBERİNE ÜCRETSİZ KAYIT   |   Sık Kullanılanlara Ekle!

Türk Sanatlarını Anlattılar

18 Şubat 2012 Cumartesi

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü’nden Yrd. Doç. Dr. Münevver Üçer ve öğretim görevlisi Kaya Üçer, insanlık tarihi kadar eski geçmişe sahip olan geleneksel Türk sanatlarını “Tezhip Sanatımız; Nakkaşlık, Kalem İşi Sanatımız” konulu konferansla sanatseverlerle buluşturdular.

Şevket Sabancı Kültür ve Sanat Merkezi’nde Yrd. Doç. Dr. Münevver Üçer, tezhip sanatını, Kaya Üçer de kalem işi sanatının tarihini, gelişimini, kullanılan malzemelerini, tekniğini, nerelerde kullanıldıklarını ve bulunan tarihi eserlere uygulanan restorasyon ve konservasyon işlemlerini anlattılar.

Yrd. Doç. Dr. Münevver Üçer, tezhip sanatıyla ilgili olarak, “Orta Asya’dan Anadolu topraklarına kadar uzanan en eski süsleme sanatı olan tezhibin kültürel geçmişine bakıldığında, el yazması kitapların, hüsn-ü hat levhaların altın ve boya ile yapılan levhaların kenar süslemelerine verilen isim olduğu, stilize ve yarı stilize edilerek doğadan yorumlanmış motiflerle yapılan süslemeler olduğu görülür. Tezhip sanatında en çok kullanılan mavi renk huzuru, altın güneşi, rumi motifi kuş kanadını, hatai (çiçeğin dikine kesiti), penç (çiçeğin yatay kesiti) bitkileri, yuvarlak kompozisyonlar dünyayı, motiflerin kompozisyon içindeki tekrarı da dünyanın devamlılığını ve ritmini temsil eder.” dedi. Tezhip sanatında kullanılan altın varak uygulamasını da anlatan Üçer,  tezhibi yapan kişi erkekse “müzehhip”, kadın ise “müzehhibe” adıyla anıldığını söyledi.

Anlatımına sanatın tarihiyle devam eden Üçer, tezhip tarihini şöyle özetledi:

“IIIV. yüzyılla birlikte el yazma kitaplarda görülmeye başlanan tezhip, geçirdiği yüzyıllar içinde gelişmeler göstermiş ve en mükemmel gelişme XV. yüzyılda Fatih Sultan Mehmet döneminde başlamıştır. XVI. yüzyılda, Kanuni Sultan Süleyman döneminde yüzyılın en güzel, en olgun örnekleri verilir. XVII. yüzyılda tezhip sanatı (klasik dönem) herhangi bir yenilik göstermeden, parlak bir şekilde devam eder. Sarayın içindeki nakkaşhaneden başka, sarayın dışında da bir çok dükkânda nakkaşlar yetişir ve bu sanatla uğraşmaya başlarlar. XVIII. yüzyılda, Osmanlı İmparatorluğu’nun batı ile olan sıkı ilişkileri, Osmanlı’nın sanatını da etkiler. Elçilerin sık sık Avrupa ülkelerine yaptıkları ziyaretler, geldiklerinde anlattıkları ile ortaya yeni bir üslup çıkar.  XIX. yüzyılda, Osmanlı İmparatorluğu’nda görülen durgunluk ve gerileme, sanatçıları da etkiler. Tezhip sanatı en parlak dönemlerini geride bırakır. Dükkânlar, nakkaşlar azalmaya başlar. Barok, ampir, rokoko gibi tarzların etkisinde gelişerek Anadolu topraklarındaki geleneksel yapı ile yoğrularak kendine has bir tarz yaratılmıştır. ‘Eklektik’ denilen tarz oluşmuştur. Günümüzde ise eskiye dayanan yenilikçi bir tarz gerçekleşmiştir. Sevgi ve sabırla yoğrularak günümüze kadar gelmiş olan tezhip sanatı üniversitelerde, belediye ve milli eğitim bakanlığının açtığı kurslarda günümüzde hala önemini korumaktadır.”

Kaya Üçer ise kalem işi sanatıyla ilgili olarak, “Günümüzde yarı geçirgen kâğıtlara (eskiz kâğıdı) kurşun kalem yardımı ile çizilen kurallı ve gelenekli desenlerin, yarı geçirgen kâğıt üzerinde iğnelenerek delinmesi ve uygulanacağı yüzeye, tercihen söğüt ağaçlarından elde edilen kömür tozundan yapılan tampon ile silkelenip (silkilip) yüzeye aktarılmasından sonra çeşitli renkler ile muhtelif fırçalar yardımı ile boyanıp, yine ince fırçalar ile kontürlenmesi (tahrirlenmesi) ile elde edilen süsleme tarzıdır.” dedi.

“Türk Kalem İşi Sanatı, kökeni Orta Asya’ya dayanan 8-9. yüzyıl Türk Uygur sanatı ile başlayıp, Türklerin göçleri ile Anadolu topraklarına taşınan bir sanatımızdır.” diyen Üçer, “Kara Hoça ve Bezeklik duvar fresklerindeki süslemeler, Türk sanatının motif dağarcığının merkezi olmuş, Türklerin İslam dinini kabulü ile stilize motif ve kompozisyonların İslam sanatı ile olan birebir örtüşmesi, bu tarz desen ve uygulamaların gelişmesini sağlamıştır. Mekânların tavan, duvar, kubbe gibi yüzeylerine yapılan kalem işi süslemeleri sıva, ahşap, taş, bez, deri, metal gibi pek çok değişik yüzeyde de uygulanmıştır. Hatta ahşap üstüne kabartma olarak uygulanıp ‘Edirnekârî’, sıva üstüne kabartma olarak uygulanıp ‘Malakârî’ adını almıştır. Zenginliğin ve gücün bir simgesi olan altın varak uygulamaları, kalem işi sanatının önemli bir unsuru olmuştur. Tonoz kubbe gibi örtü düzenlerine yapılan kalem işi örneklerinden günümüze ulaşanlar arasında 1228-1229’da tamamlanan Divriği Ulu Cami ve Darüşşifa’sı en önemlisidir. Anadolu’da bu tür en eski duvar bezemelerine daha çok taş üzerine uygulanmış olarak ve özellikle kırmızı renkte Selçuklu yapılarında rastlanır. Anadolu Selçuklu ve Beylikler Dönemi’nde özellikle ahşap üzerine yapılan bezemeler zenginleşir. Beyşehir Eşrefoğlu, Afyonkarahisar Ulu Cami, 19.yy ortaları Sivrihisar Ulu Cami, 1366 Kastamonu Kasaba Köyü Cami gibi yapılar bu türün en önemli örnekleridir. Erken Osmanlı Dönemi kalem işi örnekleri arasında Bursa Yeşil Cami, 1434’de tamamlanan Edirne Muradiye ve Üç Şerefeli Cami’leri,  İznik Kırgızlar Türbesi başta gelir. Bursa Yeşil Cami, döneminin en göz alıcı süsleme örneklerine sahiptir.” şeklinde konuştu.

Turgutreis Belediyesi Başkan Vekili Funda Akçalı ve meclis üyesi Tarık Eray Çakır’ın teşekkür plaketini vermesi ile son bulan konferansta, Yrd. Doç. Dr. Münevver Üçer ve Kaya Üçer, “Sevgi Arayış” adlı sergilerinin de eserleri olan  “Measir-i Münevveran” isimli kitaplarını Şevket Sabancı Kültür ve Sanat Merkezi kitaplığına hediye ettiler.

Ayrıca konferanstan hemen sonra anlatılan sanatlarla ilgili atölye çalışması da yapıldı.

Yorum yaz

Foto Galeri

site by dynamicweb
Bodrum Haberleri RSS Feed