Kriz Yaşanalı 16 Yıl…
25 Aralık 1995 tarihinde “Figen Akat” isimli bir Türk bandıralı yük gemisinin Kardak Kayalıkları’nda karaya oturmasının ardından yaşananlar, Türkiye ve Yunanistan arasında karasuları sorununu yeniden gündeme taşımış ve ulusal egemenlik alanlarının saptanması konusunda yeni bir tartışma başlatmıştı.
Gümüşlük’e birkaç mil kadar uzaklıkta olan ve toplam alanı 40 dönümü bulan kayalıklar, bu olaydan sonra her iki ülkenin medyası tarafından hızla gündemde üst sıralara taşınmıştı.
Halk dilinde “İkizce” veya “Limnia” (Yunanca) diye de adlandırılan bu ıssız kara parçaları için Yunanistan, geçmişin tozlu yapraklarını tekrar açmış, gerginliği tırmandırmıştı.
Figen Akat’ın karaya oturmasının ardından Yunanistan’a ait bir muhrip ve üç hücumbot, bölgenin Yunanistan karasuları içerisinde kalmış olduğunu ileri sürmüş ve yardım teklifinde bulunmuştu. Buna karşılık, geminin kaptanı bölgenin Türk karasularına dahil olduğunu belirtmiş ve kurtarma teklifini geri çevirmişti. Geminin kurtarılması ise Türk sigorta şirketi aracılığı ile gerçekleştirilmeye çalışılmıştı. Bu arada Yunanistan, 26 Aralık 1995 tarihinde Türkiye’ye bir nota vererek söz konusu geminin Yunanistan karasularında bulunduğunu belirterek kurtarma işleminin durdurulmasını istemişti. Türkiye, aynı gün Yunanistan’a vermiş olduğu bir nota ile iddiaları reddetmişti. Gemide yürütülen kurtarma çalışmaları sürerken, Yunanistan’a ait hücumbotlar gemiye yanaşarak kurtarma işlemlerini durdurmuş ve Yunanistan’a ait bir römorkör, gemiyi karaya oturduğu yerden çekerek kurtarmaya çalışmıştı. Bu arada kurtarma, halatının römorkörün fırdöndüsüne sıkışması sonucu Türk gemisinin bu halatı keserek Türk karasularına girmesi ile sonuçlanmıştı. Gemi daha sonra Güllük Limanı’na çekilmişti.
Ardından Yunanistan’a ait Kalimnos Adası Belediye Başkanı, yanına adanın papazı, aileleri ve Antenna adlı Yunan televizyon kanalı çekim ekibini alarak 26 Ocak 1996 tarihinde Kardak Kayalıkları’na Yunan bayrağını dikmişlerdi.
Bayrak dikme girişiminin televizyonda yayınlanmasının ardından, ertesi gün Türk medyası konuya ilgi göstermiş ve iki muhabir, helikopter ile Kardak Kayalıkları’na giderek Yunanların dikmiş oldukları bayrağı indirmiş, yerine Türk bayrağını dikmişti.
28 Ocak 1996 tarihinde Yunanistan Kardak Kayalıkları’na askeri bir birliği göndererek Türk bayrağını indirtmiş ve ağır silahlarla takviye edilen birlik, kayalıklardan büyük olanına konuşlanmıştı. Aynı gün Atina’daki Türk Büyükelçisi Yunanistan Dışişleri Bakanlığı’na çağrılarak kayalıkların Yunanistan’a ait olduğu ve yaklaşanlara ateşle karşılık verileceği uyarısında bulunulmuştu.
Bu durum, Türkiye’de tepkinin hangi düzeyde ve nasıl gösterileceği tartışmalarını başlatırken, siyasilerin ve askeri kadronun üzerinde anlaştığı nokta, Yunan askeri varlığının ve bayrağının kayalıklardan uzaklaştırılması olmuştu. Başbakan Tansu Çiller’in “O bayrak inecek, o asker gidecek!” sözü ile savaşa hazır olunduğu mesajı verildikten sonra üzerinde asker bulunmayan küçük kayalığa Türk komandolarının çıkmasına karar verilmiş ve bu plan 31 Ocak 1996 tarihinde başarıyla uygulanarak Türk Sualtı Taarruz Komandoları ikinci kayalığa çıkmışlardı.
Dışişleri Müsteşarı İnal Batu’nun önerdiği bu taktik tutmuş, Çiller’in taarruz fikri yerine ikinci kayalığa asker çıkartarak statükonun eşitlenmesi hamlesi sonucunda tek kurşun atılmadan, kan dökülmeden mesele hallolmuş ve önce Yunan, sonra da Türk askerleri kayalıklardan bayraklarıyla birlikte ayrılmıştı.
Sonrasında birkaç defa daha, iki yakadan da kayalıklara bayraklar dikilmiş ama bu defa durum daha sakin, soğukkanlılıkla karşılanmıştı.
Günümüzde hala Yunan sahil güvenliği tarafından kayalıklar çevresinde karasuyu ihlalleri sürüyor; ayrıca kayalıklar her ocak ayında çipura avlamak isteyen iki yaka balıkçılarının ilgisiyle, sahil güvenliklerin karşılıklı restleşmelerine sahne olmaya devam ediyor.
Bayrak savaşı ise sanal ortamda, internette Kardak Kayalıkları’na dikilen Yunan ve Türk bayrakları ile sürdürülüyor.






