Girizgâh
“Dün, dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım!”
Şimdi bu, yazıya olan girizgâhtı. Asıl, yıla olan girizgâha (biraz gecikti ama) aha da şimdi başlıyorum…
Mevlana’nın buyurduğu üzre, yeni bir iki şey söylemek icap ederse, ben hakkımı şu, belediyelerin “fesih” edilmesinden yana kullanmak isterim. Başkaları “birleştirilmesi” diye bahseder ya, asıl mevzu benim dediğim gibidir; mesele birleştirmek değil fesihtir.
Bir kere şunu söyleyerek konuya ta başından bir açıklık, ferahlık getirmeliyim: Bodrum Yarımadası’ndaki hiçbir belediye başkanı ve de Ak Parti dışındaki siyasi partiler, büyükşehir düzenlemesini, yani belediyelerin fesih edilmesini istemiyorlar. Malum, bölgesel hâkimiyet, “az olsun, öz olsun, benim olsun” zihniyeti…
Öyle ki Bodrum’da birkaç büyük belde (Bodrum, Turgutreis, Konacık…) dışında, belediye başkanlığı için bin kadar (belki de biraz fazla-biraz az) seçmenin olurunu almak yeterlidir. “Yahu adam kapı kapı gezse, tek tek ikna etse başkanlığı kazanması işten bile değil” mi ya!
“Bunda ne sakınca vardır ki!”, denilebilir elbette. Sakıncası zanlımca şudur:
Yerel yönetimlerin az sayıdaki seçmenin ikna edilmesi yoluyla kazanılması, tabi olarak siyasetin, hep söylenegelen “ahbap-çavuş ilişkisi” temelinde yapılması sonucunu doğurmaktadır. Bu da, “Mehmet Amca”ya balkonunu yıkmama sözü, “Ayşe Teyze”ye oğlunu işe alma veya iş bulma sözü verilmesi ve de tabii ki birtakım iş adamlarına (!) iş kaydırma, ihale verme kıyaklarının garanti edilmesi yoluyla başkanlığın ele geçirilmesini kolaylıkla sağlamaktadır.
Yani çok sayıdaki ve parçalar halindeki yerel yönetim sistemi, daha en başından, zaten kirli ve de kısır olan siyaseti, yerelde daha da dar bir alana sıkıştırarak, iyice kirlenmesine ayrıca çapının daraltılmasıyla iyice kısırlaşmasına yol açmaktadır.
Doğal olarak böyle bir alanda yapılan siyaset ile öngörüden uzak, plansız, programsız politikalarla elde edilen belediyeler, belki bireylere olabilir ama topluma pek bir hizmet vermemektedir. Zaten asıl sorun, bireylerin küçük ferdi menfaatler uğruna, toplumsal büyük menfaatleri heba etmesinden kaynaklanmıyor mu?
Sevgili ağabeyim Mahmut Şenol, bu durumu son kitaplarından “Keşfini Bekleyen İnsan”da gayet güzel anlatmaktadır. Bireylerin nasıl kitle insanı haline geldiklerini veya getirildiklerini, yapısal olarak içi boş kitlelerin nasıl çeşitli amaçlara yönlendirildiklerini gözler önüne sermektedir. Hâlbuki bireyler, toplumsal faydalar için bir araya gelerek, tek başlarına ortaya koyamadıkları iradeyi, topyekûn sergilemek suretiyle yaptırım uygulayabilmeliler. “Yaşasın örgütlü mücadelemiz!” sloganıyla, sendikalaşma gibi oluşumlarla, daha çarpıcı bir örnek vermek gerekirse “Arap Baharı”yla yapılan veya yapılmak istenen de budur. Yapılabilmekte midir, hangi güçler etkindir veya yönlendirilmiş topluluklar mıdır bunlar, bu da ayrı bir tartışma konusudur.
Sonuç olarak büyükşehir projesi, bana kalırsa Yarımada’daki tüm belediyeleri tek yapıda kapsamalı ve de belediyelerin Bodrum Belediyesi çatısı altında toplanmasıyla sonuçlanmalıdır.
Böylece, en azından bireylere yönelik olarak yapılan siyaset, yerini kitlelere yönelik yapılana bırakabilir. Ayrıca yerel faşizan bir tavır olarak yorumlanabilecek (özellikle yerel seçim dönemlerinde) kimi “Bodrumluluk” anlayışı da baskın hâkimiyetini kaybedebilir. Gazeteci bir ağabeyimin dediği gibi: “Belediyeler birleştirilirse, dışarıdan gelen insanların da yerel yönetimlerde söz hakları ve temsilleri artar!” Bunu her ne kadar korku ve endişe ile söylediyse de, bana kalırsa burada yaşayan insanların, nereli olurlarsa olsunlar, temsil edilebilmeleri zaten demokrasinin gereğidir. Ayrıca, bu durum belki de toplumsal büyük kazanımlara ulaşılması adına, paramparça haldeki mevcut yerel yönetim sistemiyle atılmış düğümün de çözülmesini sağlar.
Hiç korkmayın, bugünkü beldelerde yine çöpler toplanır, sokaklar süpürülür, yangınlar söndürülür!… Yani şehircilik hizmetleri aksamaz, bunun yanında makro sayılabilecek projeler ise konuşulmanın ötesinde, bütünsel yapı sayesinde hayata geçirilebilir. Bodrum Yarımadası Belediyeler Birliği’nin kuruluş amacı olan büyük projelerden bahsediyorum. Birlik, bu konuda on bir başla ne kadar başarılı olmuştur ayrıca değerlendirmek lazım; ama yapılanma açısından (çok sayıdaki meclis üyesiyle) büyük ve tek siyasi merkezden idare edilen bir belediye bunu başarabilir. Yeter ki, böylesine büyük bir güç, doğru iktidarın idaresine teslim edilebilsin. Yeter ki niyeti, elinde bir takım kozlar bulundurarak anlaşma masasına oturmak ve iş birliği yapmak olan muhalefet yerine, denetleme işini layığıyla yerine getirebilecek bir muhalif anlayış seçilebilsin. Bence ikinci söylediğim daha da önemlidir.
Sözün özü, bana göre belediyeler birleştirilmeli, siyaset bireylerden kitlelere genişletilmelidir. Tabii bu süreç, her değişim ve gelişim dönemlerinde olduğu gibi sancılı geçecektir ve de bunun olması tabiidir.
Demem o ki, gündemi gündelik olaylardan oluşan Bodrum’da, bu konu yıl boyunca gündem oluşturmalı, konuşulup etraflıca tartışılmalıdır. Zira İçişleri Bakanlığı çalışmalara başlamış bulunmaktadır.
Say ki ben tartışmayı bu yazıyla başlattım!
İlla âşık mı olalım, elimize saz alıp sokağa mı çıkalım yani?







Girizgah başlıklı yazınızı okumakta geç kaldım. Politika kaygısı yada siyaset hesabına alet olunmadan kaleme alınmış önemli bir yazı. Sizi kutlarım. Bütüne bakmak ve bütüncül düşünmek, sorunların teşhis ve tespiti ile çözümlerinin sağlanabilmesinin ilk adımı olmalı. Bodrum’u yaşayanlardan umudum zayıf, lakin Bodrum da yaşayanlardan umudu kesmemek lazı. Tebrikler ve teşekkürler.
HAA