Bodrum Havası
Şarkı, türkü anlamı içermiyor sözümüz. Bodrum’un oksijen yüklü, zevkle soluduğumuz, sağlımızın en önemli kaynağı olan havasını anıyoruz.
Temiz mi temiz. 43 yıldır da kirlendiğini hiç görmedik, kirli hava solumadık
Kirli hava soluyunca ne olacağını iyi bilen halk, sokmamış hava kirleten maddeleri kentlerine, beldelerine köylerine.
Nefes darlığı, astım, bronşit gibi hastalıkların “soluğan”dır Bodrum’daki adı.
Bodrum insanı kalp yetmezliği nedeniyle soluğan olur. O nedenle de sık kullanılan bir tanımlama değildir soluğan kelimesi.
Denizler de soluğan olur. Epeyce yerler gezdik ama deniz için “soluğan” lafının edildiğini hiç duymadık. Ama kelime denizin o sıkışıklık halini çok da güzel anlatıveriyor.
Demek ki, bu olgu da Bodrum gibi… Nev-i şahsına münhasır. Yani, kendine özgü…
Eskiden Bodrum’a Dörttepe-Mumcular-Kızılağaç yoluyla gelinirdi. Pınarlıbelen’den sonraki yol, Bodrum’a değin mis gibi çam ve flora kokularıyla bezenmiş olur, Milas’tan bulaşan niteliksiz Yatağan kömür dumanının isi, pası, kokusu, andığımız yolda bu havayla yıkanıp temizlenirdi adeta.
Zıpzıp’taki Mustafa’nın lokantasında içilen tavuk çorbası ile yenen kuru fasulye de gittiği yerleri temizleyiverirdi sanki.
Koca koca çam ağaçlarının kanatları altında, hemen kapı önünde içilen çaylar, kahveler, adaçayları ise, artık pislikten arınmanın bonusu olurdu.
Yetmişli yılların sonuna doğru açılan ve Güvercinlik’ten geçen şimdiki yol da Bodrum için büyük bir nimet oldu. Gelirken solda çam, sağda deniz, giderken de bunun tersi. Oksijen soluma katmerli, soluğan söylemi unutulup nostaljik olgu hale geldi.
Yani keyifler keka!…
Ama şimdi?…
Bir büyük tehlike bu yıl yavaş yavaştan hızlı hızlıya ulaşıverdi.
O güzelim Güvercinlik’in yüzü ile havası ve beyaz evlerine kömür isi bulaştı. Hem de en niteliksizlerinden.
Yıkanmış Soma yakılacak değildi elbet. En yakın yer neresi ve en ucuz nereden alınabiliniyorsa, oranın kömüründen tüten is.
Bodrum Yarımadası’nın 650 km2’lik alanının hiçbir yerinde kömür, yakıt olarak kullanılamaz. Soğuk yerlerden kömürü ile göç edenler de yakmaya olanak bulamadan öğrenirler bu koşulu ve uyulur kurala. Uyum sağlamayanlara da öğretilir, mevcudu yok edilir.
Konu ile ilgili yaşanana bir iki olay aklımızda kayıtlı.
Bu bölgede kullanılan kömürün ne menem bir şey olduğunu, 40 yıl önce Milas’ta geçirdiğimiz iki kış öğretti bize. Rüzgârsız kış gecelerinde Milas sokaklarında “ölü şehir” olgusu yaşandı, şimdilerde de yaşanıyor. O zamanlar Milas nüfusu 9-10 bin, bina sayısı ise şimdikini üçte biri kadardı.
Şimdilerde, özellikle bu kış Güvercinlik, Milas ile yarışıyor kömür yakma konusunda. Kömür kullanma, Güvercinlik’de de, Mumcular’da da yasak ama yasağa uymayanlar, yasağı denetlemekle görevli olanlar… Onlar böyle olunca duruma, imamın yaptığını, cemaatin abartması olmaz mı? Olur… Oralarda da oluyor zaten.
Jandarma kömür kullanıyor. Bunu iyi biliyorum. Diğerleri de (belediye dahil) açık etsinler hallerini, biz de peşinen müfteri olmayalım.
Bu arızanın varlığı kesin. Kesin olunca bunun umarını bulacaklara yönelmek istiyoruz. Güvercinli Mumcular’a bağlı (belki bir kısmı da Bodrum’a…). Mumcular Belediyesi yönetiminde MHP iktidar. Umar odağı belli. Öyleyse seslenelim:
MHP’nin Bodrum İlçe Başkanı Sevgili Asım Kaptan! Sizleri ve partinizi, parti içi diyalogları çok iyi bilen birisiyim.
Mumcular Belediye Başkanımız, siz ve Bodrum Belediye Başkanımız bir araya gelerek bu soruna çözüm bulamaz mısınız?
Ben, bulacağınızı düşünüyorum, umuyorum, hatta biliyorum. İstemeniz yeterli.
Felaketin hareketi zorunlu olarak Bodrum’a doğru… Tarihi süresince bu isle tanışmamış Bodrum’u esir etmesin bu iş, bu kirli hava.
Ne soluğan olmayan insanlarımız, ne beyaz evlerimiz, ne de mis kokulu havamız hak etmiyor bunu.
Hani eskilerde söylenen bir türkü vardı:
“Daracık sokakları duman bürüdü,
Herkes sevdiğini almış yürüdü!
…
Sonra türküyü,
“Güzel Bodrum’u duman bürüdü,
Bodrumlular çoluk çocuğuyla yürüdü!”
diye çevirmeyelim!
Çünkü, mis kokularla dolu havası, tertemiz denizi olan bir başka Bodrum bulunamaz ki…






